DHA YURT ÖZEL GÜNDEMİ



betpas önerdiğimiz bir sitedir.

ŞEHİT BABASI, 3 TERÖRİSTİ ETKİSİZ HALE GETİREN ASKER VE POLİS İÇİN KURBAN KESTİ

ERZURUM’un Şenkaya ilçesinin Yaymeşe köyünde yaşayan 15 Temmuz Şehidi Oğuzhan Yaşar’ın babası Ahmet Yaşar, ilçe kırsalında gri listede aranan teröristi etkisiz hale getiren, 2 teröristi de sağ olarak teslim alan askerler için kurban kesti. Ahmet Yaşar, “İlçemizde PKK’lı teröristlere yönelik başarılı büyük operasyon düzenlenmiştir. Allah askerimizin ve polisimizin ayağına taş değdirmesin. Ben de bir şehit babası olarak köy halkı ile birlikte karakola kurban kesmeye geldik. Allah kabul etsin” dedi.

TERÖRİSTLERDEN İKİSİ GRİ LİSTEDE ARANIYORDU

İç güvenlik operasyonları kapsamında Erzurum İl Jandarma Komutanlığı, Şenkaya ilçesi kırsalında 12 Temmuz sabahı yaptığı operasyonlarda gri listede 500 bin TL ödülle aranan Hejar kod adlı Halis Eroğlu’nu etkisiz hale getirdi. Teröristle birlikte 1 adet Ak-47 kalaşnikof, 1 adet tabanca 2 adet el bombası ele geçiren jandarma, kaçan iki teröristin yakalaması için bölgede operasyonlarını devam ettirdi. Jandarma tarafından 13 Temmuz günü kırsal alanda sıkıştırılan Deniz kod Ender Yalçın ve Sipan kod adlı Adem Çallar da saklandıkları sığınak içerisinde kıskıvrak yakalandı. Teröristlerle birlikte, çok sayıda silah, mühimmat ve örgütsel doküman ele geçirildi. Sağ olarak yakalanan teröristlerden Sipan kod adlı Adem Çallar’ın da gri listede aranan terörist olduğu belirlendi. İl Jandarma Komutanlığı’na bağlı timlerin başarıyla gerçekleştirdiği operasyonun bilgisini alan Şenkaya’nın Akşar Mahallesi’nde yaşayanlar, kırsaldan gelen askeri davul-zurna ile karşıladı.

ASKERİMİZLE GURUR DUYUYORUZ

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————————–Yaymeşe köyü genel görünüm    -Şehit babasının evi -Ahırdan çıkışı-Kurbanı münübüse götürülüşü-Jandarma araçları-Minübüsün karakol önüne geliş  -Kurbanın karakola götürülüşü-Jandarma araçları  -Karakol komutanı ile sohbet -Kurban duası -Tekbirlerle kesimi -Şehit babası Ahmet Yaşar ile röp.-Köy muhtarı Taşkın Yaşar ile röp.

Haber-Kamera: Murat AYDIN/ ŞENKAYA (ERZURUM),

Haber Kodu : 200715021

============================

DOĞUM RAPORUNDA ERKEK OLAN BEBEK KIZ ÇIKTI; AİLE HASTANEDEN ŞİKAYETÇİ OLDU GAZİANTEP’te yaşayan Fatma İnal’a (29) hamilelik döneminde kontrole gittiği hastanede erkek bebekleri olacağı söylendi. Aynı hastanede gerçekleşen doğum hemen sonrası bebek sağlık sorunları olduğu için yoğun bakım ünitesinde tedaviye alındı, aileye bebeğin erkek olduğunu gösteren rapor düzenlendi. Raporla birlikte nüfus müdürlüğüne giden baba Mehmet İnal (37), bebeğine ‘Miraç Eymen’ adını vererek, kimlik belgesi çıkardı. Doğumdan 5 gün sonra kontrole giden çift, bebeklerinin aslında kız olduğunu ve yanlışlık yapıldığını öğrenince hastaneden şikayetçi oldu.

Şehitkamil ilçesinde oturan 3 çocuklu Fatma ile Mehmet İnal çifti, dünyaya gelecek dördüncü çocukları için kontrolleri devlet hastanesi ve özel hastanede yaptırdı. Çift daha sonra doğumu özel hastanede yapma kararı aldı. 21 gün önce doğum yapmak için gittikleri hastanede yapılan tetkiklerde bebeklerinin erkek olacağı söylendi. Bunun üzerine İnal çifti, kıyafet ve beşik gibi bebek ihtiyaçlarını erkek bebeğe göre belirleyerek aldı. Beklenen zamanda 19 gün önce gerçekleşen sezaryen ile yapılan doğumda 4 kilo 980 gram doğan bebek, solunum sıkıntısı ve kalbindeki problemler nedeniyle yoğun bakım ünitesinde tedaviye alındı. Hastanede oluşturulan raporda Fatma İnal’ın erkek bebek dünyaya getirdiği yazıldı. Raporla beraber nüfus müdürlüğüne giden baba Mehmet İnal, bebeğine ‘Miraç Eymen’ adını vererek kimlik belgesi çıkardı.

DOKTOR İLE SOHBET EDERKEN KIZ OLDUĞUNU ÖĞRENDİLER

Miraç bebeğin hastanedeki tedavisi sürerken aile annenin kontrolü için doğumdan 5 gün sonra hastaneye gitti. Doktor ile sohbet sırasında bebeklerinin isimlerini soran doktora, isminin Miraç Eymen olduğunu söyleyen aile, doktordan bebeklerinin kız olduğunu öğrendi. İnal ailesi, gelişen olayla beraber avukatları aracılığı ile savcılığa başvurarak hastaneden şikayetçi oldu. 19 gündür hastanede yatan bebeğin annesi Fatma İnal bebeği kabul ettiklerini ancak doğduktan sonra değişen cinsiyetten dolayı çok şaşırdıklarını ifade etti.

SİSTEMDE KIZ BEBEK GÖZÜKÜYOR

Anne Fatma İnal, “7’nci aya kadar çocuğum zaten kendisini göstermedi dolayısıyla cinsiyetini öğrenemedik. Sonra hastane değişikliği yaptım. Gittiğimde renkli ultrasona girdim ve çocuğumun erkek olduğunu söylediler. 2 gün sonra da sezaryen oldum. Doğumdan sonra da erkek dediler. 5’inci gün kontrol amaçlı hastaneye gittim. Doktorumuz eşime bebeğin ismini sorunca kız olduğunu söyledi. Hatta orada görevli arkadaşlar bilgisayardan baktı ve sistemde de kız bebek olarak gözüktüğünü söylediler” dedi.

ERKEK KİMLİĞİ ÇIKARDILAR

Yoğun bakım ünitesinde tedavisi devam eden kız çocuklarına erkek kimlik çıkardıklarını ifade eden baba Mehmet İnal ise kimliğin değiştirilmesi için yardım beklediğini belirterek, “Biz önce çocuğumuzun cinsiyetini kız olarak biliyorduk. Doğum için gittiğimiz hastanede renkli ultrason sonucu bebeğimizin erkek olacağını söylediler. Biz de hazırlıklarımızı ona göre yaptık. Kıyafetler aldık, beşik aldık. Doğum oldu doğumda yine ‘erkek’ dediler. Çocuğumun rahatsızlığından dolayı biz görmeden yoğun bakıma almak zorunda kaldılar. Tekrar hemşirelerle görüştüm. Bana çocuğun erkek olduğunu söyleyerek doğum raporu verdiler. Doğum raporunu aldım. Gittim çocuğumun kimliğini çıkarttım” diye konuştu.

MİRAÇ BEBEĞE ELİFNAZ İSMİ VERİLECEK

Kimlik değişikliği ile bebeğe verilen ismin Elifnaz ismi ile değiştirmeyi planladıklarını ifade eden anne İnal, cinsiyet ayrımı yapmadığını tek isteğinin bebeğinin tedavi sürecinin başarıyla bitmesi olduğunu belirtti.

Öte yandan İnal ailesi, hastane yetkililerinin kendilerine doğum belgelerini düzenleyen personelden kaynaklı bir sorun olduğunu söylediklerini ifade etti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: ——————————-Bebeğin küvezdeki görüntüsüBebeğin kıyafetleriDoğum raporu ve kimliğiMehmet İnal ile röp.Annenin bebeğin eşyaları düzeltmesiFatma İnal ile röp.Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Kadir GÜNEŞ/GAZİANTEP,=======================================

ELEKTRİK AKIMINA KAPILAN EBUBEKİR’İN AYAK TABANLARI PATLADI KARS’ın Kağızman ilçesi Akyayla köyünde, buzağıları otlatan Ebubekir Aktaş (13), kopan yüksek gerilim hattında akıma kapıldı. Ayak tabanları patlayan Aktaş, kaldırıldığı Erzurum Şehir Hastanesi Yanık Tedavi Merkezi’nde tedaviye alındı. Baba İbrahim Aktaş, oğlunun uzun bir süre yürüyemeyeceğini söyledi.

Olay, 2 Temmuz günü Akyayla köyüne 3 kilometre uzaklıktaki merada meydana geldi. İmam Hatip Lisesi 10’uncu sınıf öğrencisi Ebubekir Aktaş, kendilerine ait 3 buzağıyı merada otlatırken kopan yüksek gerilim hattının altından geçmek istedi. Bu sırada akıma kapılan Aktaş, başından ve ayaklarından ağır şekilde yaralandı. Aktaş’ı görenler, ailesine haber verdi. Ailenin çağırdığı ambulansla Ebubekir Aktaş, Kars Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı, ilk müdahalesinin ardından da sevk edildiği Erzurum Şehir Hastanesi Yanık Tedavi Merkezi’nde tedaviye alındı. Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi’nde hiperbarik oksijen tedavisi de gören Aktaş’ın sağlık durumunun iyiye doğru gittiği belirtildi.

YÜREĞİM DAYANMIYOR

Oğlunun başından giren yüksek gerilim hattının ayak tabanlarını patlatarak dışarı çıktığını belirten İbrahim Aktaş (50), sorumlular hakkında şikayetçi olduklarını belirtti. Oğlunun mucize eseri yaşadığını vurgulayan Aktaş, “Olay günü merada otlayan 3 buzağımız vardı. Bunlar topalladığı için diğer buzağılarla birlikte götürmüyorduk. Ebubekir onları almaya giderken kopan yüksek gerilim hattının altından geçmek istemiş. O sırada akıma kapılmış. Aynı yerde hayvan otlatan bir yakınımız bunu görünce gelip bize haber verdi. Otomobille Kars’a götürürken ambulansla yolda karşılaştık ve hastaneye götürdük. Burada yanık merkezi olmadığı için Erzurum’a sevk etti. Günlerden buradayız. Oğlum büyük acılar çekiyor. Yüreğim dayanmıyor. Yaşadığına şükrediyorum. Umarım anında kısa sürede iyileşir ve tekrar yürümeye başlar” diye konuştu.

HATIRLAMIYOR

Yaşadığı o anları hatırlamadığını ifade eden Ebubekir Aktaş ise, “Merada otlayan buzağıları getirmeye gittim. Kapan telin altından geçmek isterken beni tuttu. Sonrasını hatırlamıyorum. Yüzüm ve sağ ayağım çok ağrıyor. Umarım anında kısa sürede iyileşirim. Şu anda bir yere gitmek istesem iki kişinin beni tutması gerek” dedi

‘İNSAN SAĞLIĞI AÇISIDAN TEHLİKE ARZEDİYOR’

Erzurum, Atatürk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Muhammet Fatih Çorapsız, yüksek gerilim hatlarının 35 kilovolttan başlayıp 380 kilovolta kadar çıkan iletim hatları olduğunu belirterek, “Bu iletim hatlarının şehrin dış bölgelerinde, yerleşim yerlerinden uzak olmaları gerekir. Bunlar tehlike arz edecek iletim hatlarıdır. Üzerlerinde taşıdıkları güçler megavatlar seviyesindedir. Bunların yerleşim yerlerinden yeterli mesafede uzak olması gerekir. Hem elektromanyetik etkileri hem de iletim insan sağlığı açısından tehlike arz etmektedir” diye konuştu.

YAKLAŞMA MESAFESİ 4-5 METREDİR

Yüksek gerilim hatlarına yaklaşma mesafesinin 4 ile 5 metre civarında olduğu bilgisini veren Çorapsız, şunları söyledi:

“Bunlarda atlama mesafeleri yani yaklaşma mesafesi 4 ila 5 metre civarındadır. Bu mesafeden daha yakın noktaya geçtiğiniz de akıma kapılma ihtimali oldukça fazladır. Atlama mesafesi alan içine girdiğiniz zaman siz de bir iletken gibi davranıp, iletken üstünden geçen akımın bir kısmı da sizin üzerinizden toprağa deşarj olur. Temas baş üst seviyede olduğu için o noktadan alma ihtimali var. Ama elinizi kaldırarak aynı tesire maruz kalabilirsiniz. Yerle temas ettiğiniz bölge ayak olduğu için çıkış noktası ayak olacaktır. Çünkü, ayak yerle temas durumunda. Vücuda girdiği noktadan itibaren iletken tel gibi toprağa geçerek kendi devresini tamamlayacaktır.”

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -Hastane odasındaki Ebubekir Aktaş’dan genel görüntüler-Baba İbrahim Aktaş ile röp-Ebubekir Aktaş ile röp-Mühendislik fakültesi-Dr. Öğretim üyesi Fatih Çorapsız ile röp

Haber-Kamera: Turgay İPEK/ ERZURUM,

Haber Kodu : 200715033

==========================

GÖRME ENGELLİ ÇİFT, YARDIM BEKLİYOR ADANA’da görme engeli nedeniyle çalışamadığı için göz protez ameliyatını karşılayamayan Sezgin Özsolak (31), major depresif ve epilepsi hastası olan kendisi gibi görme engelli eşini de tedavi ettiremedi. Anne ve babasının da hastalıkları olduğunu fakat yeşil kartları olmadığını için tedavi olamadıklarını kaydeden Özsolak, yardım beklediğini söyledi.

Merkez Seyhan ilçesi Anadolu Mahallesi’nde annesi Gül Hanım Özsolak (65) ve babası Metin Özsolak (64) ile birlikte yaşayan görme engelli Sezgin Özsolak, yaklaşık 2 yıl önce kendisi gibi görme engelli olan Ümmü Gülsüm Özsolak (34) ile tanıştı ve kısa bir süre sonra evlenmeye karar verdi. Görme engelli çift Gül Hanım ve Metin Özsolak ile birlikte yaşamaya başladı. Eşiyle birlikte engelli maaşı aldığını söyleyen Sezgin Özpolat, annesinin, eşinin, babasının ve kendisinin ayrı ayrı sağlık sorunları olduğunu ve geçinmekte çok zorlandıklarını kaydetti. Eşinin epilepsi ve major depresif hastası olduğunu, kendisinin de göz protezi ameliyatı geçirmesi gerektiğini belirten Özsolak, ayrıca annesinin ve babasının kalp ve diyabet hastası olduğunu, yeşil kart sahibi olmadıkları için tedavi olup ilaç alamadıklarını kaydetti. Görme engelinden dolayı kendisine uygun bir iş bulamadığını kaydeden Özsolak, hayatının her köşesinde bir zorluk olduğunu ve ailesiyle birlikte bir yardım eli beklediklerini dile getirdi.

‘İŞ VERİLSE ÇALIŞIRIM’



Eşi ve kendisinin görme engellerinden dolayı zor geçen hayatlarının başka şartlarla birlikte daha da zorlaştığını dile getiren Sezgin Özsolak, hayatını daha iyi hale getirebilmek adına iş aradığını ama şatlarından dolayı kendisine uygun bir iş bulamadığını söyledi. Kendisine bir iş verilirse severek çalışacağını kaydeden Özsolak, “Eşimin tedavisini, kendi göz protez ameliyatımı ve anne babamın ihtiyaçlarını karşılarım. Fakat engelli maaşımız yetmiyor. Annem bakım maaşı aldığı için onlara da yeşil kart alamıyoruz. Tedavi olup ilaç alamıyorlar. Bizim durumumuzu görsünler istiyoruz. Biz eşimle göremiyoruz, onlar bizi görsünler” dedi.

‘TEDAVİ OLMAK İSTİYORUM’

Eşinin olduğu gibi kendisinin de görme engelinin doğuştan geldiğini söyleyen Ümmü Gülsüm Özsolak ise eşi ve ailesini çok sevdiğini ama görme engeli dışında major depresif bozukluğu ve epilepsi hastalığı bulunduğu için onlara yük olduğunu hissettiğini dile getirdi. Hayat şartlarının çok zor olduğunu belirten Özsolak, hastalığının tedavisi için doktora gittiğini ama sonuç alamadığını kaydetti. Mutlu olmak ve pozitif yaşamak istediğini söyleyen Özsolak, “Bir doktor beni tedavi etsin istiyorum. Bize bir el uzatsınlar. Küçük bir aileyiz. Hayatımız bir nebze de olsa düzelsin istiyorum” diye konuştu.

Hem oğlu ve gelinine hem de eşi ve kendisine yetkililerden, hayırseverlerden bir yardım eli uzatılmasını beklediklerini söyleyen baba Metin Özsolak ise yeşil kart alıp sağlık sorunları için tedavi olmak istediklerini söyledi.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: ——————————-Sezgin Özsolak ile röp.Ümmü Gülsüm ile röp.Baba Metin Özsolak ile röp.Genel ve detaylar

Haber-Kamera: Can ÇELİK-Eser PAZARBAŞI/ADANA,

Haber Kodu : 200715029

====================================

EL DOKUMA HALILARDA ‘TARİHİ’ DOLANDIRICILIĞI ANTALYA Kaleiçi’ndeki bazı halı dükkanlarında, el ve makine dokuması halıların, halı tarlalarında güneş ve kimyasallarla renklerinin soldurulduğu ve ‘tarihi halı’ olarak tanıtılıp, turistlere pazarladığı iddia edildi. Kaleiçi’nde halı tamiri yapan Mustafa Canlı, bu kişilerin sektöre zarar verdiğini belirterek, “Kanserojen ilaçlarla halıların rengini soldurup ‘eski halı’ diye, makine halılarını da ‘ipek halı’ diye satıyorlar. Hem sağlık için hem de kültürümüz açısından kötü bir durum” dedi.

Türkiye’de her yörenin kendine özgü renklerde ve desenlerde el dokuma tezgahlarda ürettiği renkli halılar, kimi zaman günlük kullanımda kimi zamanda dekoratif amaçlı kullanımı oldukça ilgi görüyor. Halılar, özellikle Avrupa ülkelerinden gelen turistler tarafından beğenilirken, halı dokuma işi ise genellikle köylerde genç kadınlar tarafından yapılıyor. Turistler, halıların ise soluk ve pastel renkli olanlarını tercih ediyor.

DOLANDIRICILIĞA ZEMİN HAZIRLIYOR

El dokuma halılarda yünün kirmanlarda eğrilerek ipe dönüştürülmesiyle yün daha dokulu ve rengini koruyan bir hal alırken, yünün makinelerden geçirilmesiyle oluşturulan ipler ise daha ince oluyor. Halının iskelet sistemini oluşturan iplerin dahi elde oluşturulduğu halılar daha pahalı olurken, tamamen makine dokuması halılar ise seri üretim olduğu için diğerlerine göre daha uygun fiyata alıcı bulabiliyor. Bazı halı tüccarları ise bu noktada bir dolandırıcılık yöntemine başvuruyor. Halı satın almak isteyen özellikle yabancı turistlere daha ucuz maliyetli halıyı pahalıya satmak için makine halılarının canlı renklerini soldurmak yöntemiyle eski ve değerli bir halı görünümü veriyor. Bunu yapmak içinde büyük halı tarlalarında aylarca güneşlenmeye ve asitli kimyasallara maruz bırakarak halıların rengini solduruyor.

Antalya’nın Döşemealtı ilçesinde her yıl kurulan ve renk renk olması nedeniyle oldukça fazla ziyaretçi çeken dev halı tarlalarından bazılarının bu dolandırıcılık yöntemine başvuranların halılarını tarlaya serip renklerinin soldurulmasına yardımcı olduğu öne sürüldü. Turizm kenti olması ve her yıl milyonlarca turisti ağırlaması nedeniyle bu yöntem için özellikle Antalya’yı seçen bazı dolandırıcı tüccarların renkleri soldurulan makine halılarını ‘eski halı’ diye Kaleiçi’ndeki halı dükkanlarının bazılarında turistlere pazarladığı iddia edildi.

1500 TL’LİK HALIYI 3000 TL’YE SATIYORLAR

Tarihi Kaleiçi semtinde eskiyen, yırtılan halıları tamir eden ve ‘halı doktoru’ olarak tanınan Mustafa Canlı, bu dolandırıcılık yönteminden çok şikayetçi olduklarını ancak bir çözüm bulunmadığını, sektöre bu kişiler tarafından zarar verildiğini ifade etti. Her yörenin kendine özgü halılarının olduğunu, Antalya’nın ise Döşemealtı halısının ünlü olduğunu ifade eden Canlı, Döşemealtı halısının renklerinin tamamının kök boya olduğunu ve elde eğrilen iplerle elde dokunduğunu söyledi. Kendisinin de halı tarlalarına halı ve kilim götürdüğünü, orada halıyı hem havalandırıp hem de güneşlendirdiğini anlatan Canlı, “Zaman zaman bende yıkanması ve güneşlenmesi için gönderiyorum. Orada halılarımız tatlı renkler alıyor. Bazıları orada kanserojen ilaçlarla halıların rengini soldurup ‘eski halı’ diye satıyor. Makine halılarını ‘ipek halı’ diye satıyorlar. İçler acısı bir durum. Kimyasallar bu halıları bitiriyor. Hem sağlık için hem de kültürümüz açısından kötü bir durum. Rengi soldurulan makine halısının rengini soldurduktan sonra orijinal el dokuma halının 2-3 katı fiyata satıyorlar. Normalde 50 yıllık el dokuma bir Döşemealtı kilimi 1500 lirayken eskitilen makine halısı ‘tarihi’ denilerek 3 bin liraya satıyorlar” dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ————–Halı tarlasından detayHalı tarlasının drone görüntüleriHalı dükkanından detay görüntülerEskitilmiş halı ve orijinal halı detayıHalı doktoru Mustafa Canlı röpDHA Muhabiri Alparslan ÇINAR anons

Haber: Alparslan ÇINAR- Kamera: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,

Haber Kodu : 200715030

========================

KÖPEĞE ÇARPAN SÜRÜCÜ, ARKASINA BAKMADAN KAÇTI

MERSİN’de yolun karşısına geçmek isteyen sokak köpeğine çarparak ölümüne neden olan otomobil sürücüsü kaçarken, çevrede bulunan diğer köpekler ise yerde yatan köpeğin başında bekledi. Site sakinleri köpeğe çarpan sürücünün bulunmasını isterken, yolda da önlem alınmasını talep etti.Olay, 3 Temmuz Cuma günü merkez Yenişehir ilçesi 23’üncü Cadde üzerinde meydana geldi. Yolun karşısına geçmek isteyen sokak köpeğine bir otomobil çarpıp, kaçtı. Yakındaki bir sitenin sakinleri tarafından veterinere götürülen köpek, kurtarılmadı. O anlara ait güvenlik kamera görüntüleri ortaya çıktı. Kamera kayıdında, hızla ilerleyen otomobilin köpeğe çarptığı ve sürücüsünün kaçtığı, ardından da metrelerce sürüklenen köpeğin başında diğer köpeklerin beklediği görüldü. Başka bir güvenlik kamerasına ise yoldan karşıya geçmek isteyen köpeğe otomobilin çarptığı, ayağı kırılan köpeğin ise can havliyle sekerek kaçtığı yansıdı. 

SİTE SAKİNLERİ ÖNLEM İSTİYORÇevrede bulunan site sakinleri ise sürücülerin aşırı hız yaptığı yolda önlem alınmasını istedi. Site sakini Uğur Deliktaş, “Araç sürücüleri akşamları buradan süratli bir şekilde geçerek hayvanları zor durumda bırakıyorlar. Burada bir kaç gün önce bir canımızı daha kaybettik. İnsanlar çok duygusuz ve duyarsız davranıyor. Bir cana çarpıyorlar arkalarına bile bakmadan gidiyorlar. Buraya sürücülerin yavaşlaması amacıyla kasis yapılması için dilekçe verdik. Yetkililerden buraya el atmalarını istiyoruz” dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: ——————————-Aracın köpeğe çarpmasıKöpeğin yerde sürüklenmesiÇevrede bulunan köpeklerin yerde yatan köpeğin başına gelmesiBaşka bir köpeğe araç çarpmasıKöpeğin yerden kalkıp kaçmasıKazaların meydana geldiği caddeden görüntüCaddedeki köpeklerden görüntüUğur Deliktaş ile röp.

Haber-Kamera: Soner AYDIN/MERSİN,

Haber Kodu : 200715018

===================================

UZMAN UYARISI: SOSYAL MEDYA BAĞIMLILIĞI, MADDE BAĞIMLILIĞI GİBİ

ADANA’da Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdem Önder Sönmez, sosyal medya bağımlısı kişilerin sırf beğeni ve takipçi kazanmak için olmadık hareketler yaptığını, beğeni kazanmayınca bunalıma girdiklerini belirtti. Sönmez, “Madde bağımlılığı, sigara bağımlılığı ve kumar gibi. Kişi beğenilince haz alıyor, bu haz o bağımlılığı tetikliyor ve daha ileri giderek yapılmayacak hareketler yapıyorlar” dedi.Akıllı telefonların yaygınlaşmasıyla birlikte sosyal medya kullanımının arttığı ve vatandaşların bu ortamlarda çok fazla vakit geçirdiğini söyleyen Dr. Erdem Önder Sönmez, uyarılarda bulundu. Beğeni ve takipçi kazanmanın da bağımlılığı artırdığını dile getiren Sönmez, insanların takipçi ve beğeni oranına göre hareket ettiğini anlattı.Örnekler üstünden uyarılar yapan Sönmez, “Sınavına geç kalmış gibi yapan bir öğrenci, içeri alınmayınca kendisini yerlere atıyor ve bunu sosyal medyada paylaşarak takipçi veya beğeni kazanmaya çalışıyor. Bazı kişilerin olmadık hareketlerle daha fazla kişilere ulaşmayı ve beğenilmek için yaptıkları hareketler var. Sosyal medya bağımlıları her anlarını çekiyorlar ve amaçları sadece beğenilmek.  Madde bağımlığı, sigara bağımlılığı ve kumar gibi. Kişi beğenilince haz alıyor, bu haz o bağımlılığı tetikliyor ve daha ileri giderek yapılmayacak hareketler yapıyorlar” dedi.

ARKADAŞLARIYLA YÜZ YÜZE GÖRÜŞSÜNLERBu depresyondan kurtulmak için, telefon ve bilgisayarın bir kenara bırakılması gerektiğinin altını çizen Sönmez şunları söyledi: “Kişiler yaptıkları paylaşımlara beğeni gelinmeyince bunalıma giriyorlar. Keyifsizlik, neşesizlik gibi belirtiler ortaya çıkıyor. Sanal ilişkiler değil de yüz yüze kurduğumuz ilişkiler daha iyi gelir. Yüz yüze konuşmazlarsa sağlıksız iletişim olur, deprosyana girerler. Sosyal medya bağımlıları biraz daha gerçek hayata dönsünler. Paylaştıkları fotoğraflar, görüntüleri sırf yorum ve beğeni için atıyorlarsa bunda sıkıntı var. Bunu giderebilmek için gerçek arkadaşlarıyla yüz yüze görüşsünler. Akıllı telefon ve bilgisayarları bir kenarı bırakarak, gerçek hayatta neler var onlara baksınlar. Yürüsünler, spor yapsınlar orada yaşadıkları hissi değerlendirsinler. Anı yaşasınlar, konsere gittikleri zaman izlesinler, oradan başkaları için yayın yapmasınlar. Bu şekilde daha mutlu olacaklar. ‘Beğeni gelecek mi?’ diye yaşamak çok zor. Bunu bıraktıkları anda gerçek hayatın ne kadar kolay ve güzel olduğunu anlayacaklar.”

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: ———————————Sokakta takipçi satan kişinin tabelası arşiv görüntü-Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdem Önder Sönmez ile röp.-Detay görüntüler

Haber-Kamera: Çağlar ÖZTÜRK-Can ÇELİK/ADANA,

Haber Kodu : 200715020

==============================================

BİLGİSAYAR YAZILIMCISI GENÇ, KORONAVİRÜSLE MÜCADELE ETMEK İÇİN CEP TELEFONU UYGULAMASI GELİŞTİRDİ

KONYA’da bilgisayar programı yazılımcısı Hasan Korkmaz (25),  koronavirüsle mücadeleyle ilgili ‘VYRUS’ adını verdiği cep telefonu uygulaması geliştirdi. Korkmaz, uygulamayı cep telefonuna indiren kişilerin,  sisteme koronavirüs belirtilerini gösterdiğine dair bilgi girmeleri halinde, uygulamayı kullananların birbirlerine 6 metre kadar yaklaştığında, bu kişilerin birbirlerini tanımasına gerek  kalmadan  yazılım sayesinde telefonlarının birbirleriyle eşleşip, uyarı bildirimi gönderdiğini söyledi. Korkmaz, “Sadece koronavirüs değil başka hastalıklarla ilgili de kullanıcılar bilgilendirilebiliyor ve bu kişiler ona göre önlemlerini alabiliyor. Tamamen yerli imkanlarla yapılan bir uygulamadır.”dedi.  Almanya’da doğup büyüyen  Hasan Korkmaz, ülkede koronavirüs vakalarının görülmesi üzerine Konya’ya gelerek, yazılım firmasında arkadaşlarıyla birlikte virüsle mücadeleyle ilgili cep telefonu uygulaması üzerinde çalışma başlattı. Yaklaşık 4.5 ay süren çalışmanın ardından ‘VYRUS’ adını verdiği cep telefonu uygulaması geliştirdi. Uygulama sayesinde virüslü kişilerle temasa geçilmesinin önlenmesini amaçladığını ifade eden Korkmaz,  şunları söyledi: “Bu uygulamayı insanlık için yaptık. Almanya’da koronavirüs başladıktan sonra bunun hakkında biraz okudum ve tedirgin oldum. Sonra aklıma bir fikir geldi. Günümüzde herkes cep telefonu kullanıyor. Uygulamayı kullanan kişiler birbirlerine yakınlaştığında program bunu kayıt altına alsa ve hasta olan birisi bu programı kendisindeki belirtileri girdiğinde, kullanıcılara bir bildirim yollasa ve o kişiyle etkileşim haline giren kişilerde virüsü başkalarına bulaştırmamak için önlemini alsa diye düşündük. Biz bunu düşündüğümüzde dünyada böyle bir şey yoktu. Bunu yapmaya karar verdik ve Türkiye’ye geldik. Şu an kullanıma hazır bir uygulama haline geldi. Uygulamayı sürekli güncelleyerek daha iyisini yapmaya çalışıyoruz.”  

HER HASTALIK İÇİNDE KULLANILABİLECEK BİR UYGULAMA

Uygulamanın sadece koronavirüs değil diğer hastalıklar içinde kullanılabileceğini belirten Korkmaz, “Bu uygulayı koronavirüs için düşündük ama farkettik ki tek koronayla değil, birçok hastalık içinde bu uygulama kullanılabilir. Uygulamaya girerek hastalığını girdiğiniz zaman, diğer temas ettikleriniz tanıdığınız veya tanımadığınız kişiler olsun bunlara bir mesaj gider. Bu korona olabilir veya basit bir gripte olabilir. Önemli olan kişilerin bu hastalıktan haberdar olması ve hastalığı başkasına bulaştırmaması. Uygulama kullananların birbirlerine 6 metre kadar yaşlaştığında bu kişilerin birbirlerini tanımasına gerek yok, uygulamadaki yazılım sayesinde telefonlar birlirlerini eşleştiriyor. Bu kişilerden herhangi birinin 18 gün içerisinde kendisinde koronavirüs belirtilerini gösterdiğine dair bir bilgi paylaştığında bu eşleşen kişilere bir bildirim gidiyor. Şuanda uygulamayı binin üzerinde kişi kullanıyor. Bu sayı gün geçtikçe artıyor. Kullanıcılar uygulamayı sevmeye başladı. Bize olumlu geri dönüşler oldu. Türk vatandaşlarımızda bize güzel destek verdi. Sadece Türkiye’ye değil bunu dünyaya yaymak istiyoruz. Günümüzde birçok uygulama devleri var. Bizim onlardan bir eksiğimiz yok. Bunları bizde yapabiliriz.”diye konuştu.

Kaynak: DHA

betpas355 önerdiğimiz bir canlı bahis oynama sitesidir.



betpas önerdiğimiz bir sitedir.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir